Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Kapsamında “Eser Sahibi” Kavramı

Giriş

Fikri mülkiyet hukuku, insan zihninin ürünü olan eserlerin korunmasını amaçlayan önemli bir hukuk alanıdır. Türkiye’de bu koruma esas olarak Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile sağlanmaktadır. Kanun, eserlerin hukuki statüsünü, eser sahibinin haklarını ve bu hakların korunma yöntemlerini ayrıntılı biçimde düzenler. Bu bağlamda “eser sahibi” kavramı, fikri mülkiyet sisteminin merkezinde yer almaktadır. Çünkü eser üzerindeki mali ve manevi haklar doğrudan eser sahibine tanınmaktadır. Bu çalışmada, FSEK çerçevesinde eser sahibi kavramı, eser sahipliğinin kazanılması ve eser sahibinin hukuki konumu incelenecektir.

Eser Sahibi Kavramı

FSEK’e göre eser sahibi, bir eseri meydana getiren kişidir. Kanunun temel yaklaşımı, fikri emeğin sahibinin korunmasıdır. Bu nedenle eser sahipliği, eserin yaratılmasıyla birlikte doğar ve herhangi bir tescil işlemi gerektirmez.

Eser sahibinin belirlenmesinde temel ölçüt, eserin meydana getirilmesinde yaratıcı katkının bulunmasıdır. Bir eserin ortaya çıkmasında teknik veya yardımcı katkı sağlayan kişiler, kural olarak eser sahibi sayılmazlar. Örneğin bir kitabın yazarı eser sahibi iken, kitabın basımını yapan matbaa sahibi eser sahibi değildir.

FSEK’e göre eser sahibinin mutlaka gerçek kişi olması gerekmez. Tüzel kişiler de eser sahibi olabilirler veya eser sahibi olan gerçek kişiden, doğan mali hakları devralabilir veya kullanabilirler.

Eser Sahipliğinin Kazanılması

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre eser sahipliği, eserin yaratılmasıyla kendiliğinden doğar. Bu nedenle telif hakkı sistemi, “tescilsiz koruma” esasına dayanır. Eser ortaya çıktığı anda hukuki koruma başlar.

Eser sahipliği tek bir kişiye ait olabileceği gibi birden fazla kişiye de ait olabilir. Bu durumda:

  • Müşterek eser sahipliği: Birden fazla kişinin bağımsız katkılarının birleşmesiyle oluşan eserlerdir.
  • İştirak halinde eser sahipliği: Eserin bütün olarak ortak bir yaratım süreciyle ortaya çıktığı durumdur.

    Bu ayrım, eser üzerindeki hakların kullanımı bakımından önem taşımaktadır.

    Eser Sahibinin Hakları

    FSEK kapsamında eser sahibine iki tür hak tanınmaktadır: manevi haklar ve mali haklar.

    Manevi Haklar

    Manevi haklar, eser sahibinin eseri ile olan kişisel bağını koruyan haklardır. Bu eser sahibinin şahsiyetine bağlıdır. Başlıca manevi haklar şunlardır:

    • Eseri umuma arz etme hakkı
    • Adın belirtilmesi hakkı
    • Eserde değişiklik yapılmasını men etme hakkı
    • Eserin aslına ulaşma hakkı

          Bu haklar, eser sahibinin kişilik haklarıyla yakından ilişkilidir.

          Mali Haklar

          Mali haklar, eser sahibinin eserinden ekonomik fayda sağlamasına olanak tanır. Bu haklar devredilebilir ve lisans konusu olabilir. Başlıca mali haklar şunlardır:

          • İşleme hakkı
          • Çoğaltma hakkı
          • Yayma hakkı
          • Temsil hakkı
          • Umuma iletim hakkı

                  Bu haklar sayesinde eser sahibi, eserinin kullanımı üzerinde ekonomik kontrol sağlayabilir.

                  Eser Sahipliğinin Korunması

                  FSEK, eser sahiplerinin haklarının ihlali durumunda çeşitli hukuki ve cezai yaptırımlar öngörmektedir. Eser sahibinin izni olmadan eserin çoğaltılması, dağıtılması veya kamuya iletilmesi telif hakkı ihlali oluşturur.

                  Hak ihlali durumunda eser sahibi:

                  • Tecavüzün durdurulması
                  • Maddi ve manevi tazminat
                  • Eser nüshalarının toplatılması

                      gibi taleplerde bulunabilir.

                      Sonuç

                      Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, fikri emek ürünlerini koruyarak kültürel ve bilimsel üretimin gelişmesini amaçlamaktadır. Bu sistemin temelinde ise eser sahibinin korunması yer almaktadır. Eser sahibine tanınan manevi ve mali haklar, hem yaratıcı emeğin değerini güvence altına almakta hem de eserlerin ekonomik dolaşımını düzenlemektedir. Bu nedenle eser sahibi kavramı, telif hukuku sisteminin en önemli unsurlarından biridir.

                      İLGİLİ YARGI KARARLARI
                      İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesi E. 2022/745 K. 2025/118 T. 16.01.2025


                      DELİLLER: Mahkemece FSEK konusunda uzmanlığı bulunan hukukçu bilirkişi, Senarist/Yönetmen bilirkişi, bilgisayar mühendisi bilirkişi, müzisyen bilirkişiden alınan 11/10/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davaya konu senaryonun “…” isimli eserden yararlanılarak oluşturulan senaryo formatına dönüştürmenin hususiyet arz ettiği, davacının senaryoya asıl eserden farklı olarak kendi uslup ve hususiyeti kattığı dikkate alındığında davaya konu senaryonun FSEK 6/2 çerçevesinde işlenme eser olduğu ve FSEK 6 son hükmü gereğince de FSEK çerçevesinde eser korumasına mazhar olabileceği, davacının davaya konu senaryonun FSEK 11/deki karine çerçevesinde işlenme eser sahibi olduğunu, davacı tarafça sinema filmi yapımcısı …’e senaryonun şarkı sözünde kullanıma ilişkin hak devri yapılmamakla davalıların …’den aldığı iznin FSEK 54 çerçevesinde yetkisiz bir izin olduğu, bu çerçevede takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla bu şekildeki kullanımın FSEK 21 çerçevesinde davacının işleme hakkının ihlali sayılabileceği, dava dosyasında emsal bedel yazısı veya emsal sözleşme bulunmamakla somut olay dikkate alındığında izinsiz kullanımın davalı güftesindeki kullanım oranının düşüklüğü, kullanım albüm ve video klip şeklindeki mecrasında olması, davacı eserinin beğeni ölçüsü, davacı eserinin davalı şarkı sözlerine yarattığı ek değer, ihlal edilen mali hakkının işleme hakkı olması ve ayrıca sektörel uygulamadaki emsal bedeller birlikte değerlendirildiğinde vaki izinsiz işleme halinde davacının talep edebileceği telif bedelinin 5.000 TL olabileceği, davacının FSEK 68 gereğince bu bedelin 3 katı talebinin takdirinin mahkemeye ait olacağı, dosyada mübrez kullanım sırasında şarkı sözlerinin davacının işlenme eserinden faydalanılarak oluşturulduğunun belirtilmemesi dikkate alındığında davacının FSEK 15 çerçevesinde manevi haklarından olan eser sahibi olarak belirtilme haklarının ihlalinin söz konusu olabileceği manevi tazminatın türü ve miktarının takdir ve tayin hakkının sayın mahkemeye ait olacağı yönünde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.

                      Mahkemece bilirkişi heyetine mali müşavir bilirkişi eklenerek alınan 07/06/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda; davacı dava dilekçesinde FSEK 68/’e göre maddi tazminat talebinde bulunduğundan bu tazminatın hesabında ticari defterlerde elde edilen kar dikkate alınarak hesaplama yapılmayacağı, FSEK 70 çerçevesinde tazminat talebi halinde ticari defterlerdeki kar kaybı çerçevesinde hesaplama yapılabileceği, FSEK 68 çerçevesinde maddi tazminat hesabında dava dosyasında emsal bedel yazısı ve emsal sözleşme bulunmadığını, somut olay dikkate alındığında izinsiz kullanım davalı güftesindeki kullanım oranının düşüklüğü, kullanımın albüm ve video klip şeklindeki mecrasında olması, davacı eserinin beğeni ölçüsü, davacı eserinin davalı şarkı sözlerine yarattığı ek değer, ihlal edilen mali hakkının işleme hakkı olması ve ayrıca sektörel uygulamadaki emsel bedeller birlikte değerlendirildiğinde vaki izinsiz halinde davacının talep edebileceği telif bedelinin 5.000 TL olabileceği, davacının FSEK 68 gereğince bu bedelin 3 katı talebinin takdirinin mahkemeye ait olacağı, davalılardan … adına ödenen telif bedellinin 3.938,01 olduğu, davalı … firmasının hesaplanan albüm satışından elde edebileceği kar 3.009,60 TL olarak , yayın gelirleri ve telif haklarından elde edebileceği kar toplam 11.083,31 TL olarak hesaplanmış olup, toplam 14.092,91 ortalama elde edilebilecek öngörüldüğünü, kök raporda tespit edildiği üzere izinsiz kullanımın davalı güftesindeki kullanım oranının 133 kelimede /17 izinsiz kelime olduğu, kullanım oranının %13 olduğu, bu oran göz önüne alındığında izinsiz işleme halinde davacının … firmasından talep edebileceği telif bedelinin kullanım oranı hesabına göre %13 den hesaplanarak 1.832,08 TL olduğu sonuç ve kanaatine varmışlardır.

                      GEREKÇE: Davacı … vekilinin dava dilekçesinde; davalı … tarafından yazılan “…” isimli şarkı sözünün (güftenin) davacının aynı adlı senaryosundan (işleme eseri) faydalanılarak oluşturulduğunu ileri sürerek, FSEK’ten kaynaklanan eser sahipliğine dayalı tecavüzün tespiti, ref’i ile FSEK 68. Madde gereğince üç kat maddi tazminat ve manevi tazminat talep ettiği, müvekkilinin isminin güfte sahibi olarak belirtilmesi halinde eserin yayınlanmasına devam edilmesi aksi halde albümün yayınlanmasının engellenmesine karar verilmesini talep etmiştir.İstinaf incelemesi istinaf dilekçelerinde ileri sürülen sebepler ile HMK 355. Madde gereğince kamu düzeniyle ilgili hususlarla sınırlı olarak yapılmıştır.

                      Davalılar vekilinin, davaya konu filmin yapım yılının 1977 tarihli olduğu, filmin yapıldığı ve aleniyet kazandığı tarihte yürürlükte olan 5846 sayılı FSEK’te 07/06/1995 tarih ve 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesinde yaratılan sinema eserlerinde eser sahibinin onu “imal ettiren” kişi olduğu, 5846 Sayılı FSEK 8. Madde de 1995 yılında yapılan değişiklik ile senaryo sahibinin eser sahibi olarak kabul edildiğini, filmin yapım yılı itibarıyla eser sahibi olan film yapımcısı …’den izin alınması nedeniyle ayrıca … mirasçılarından davacı tarafça izin alınmadığından, davacı …’ün senaryo yazarı olarak dava açma hakkı bulunmadığının ileri sürüldüğü anlaşılmıştır.

                      Eser sahipliğinden kaynaklanan mali hakların, davacı … tarafından, yargılama sırasında 01/07/2019 tarihli bağışlama sözleşmesi ile … Cemiyeti’ne bağışlandığı anlaşılıyorsa da, mahkeme kararından sonra istinaf aşamasında bağışlama sözleşmesinden dönüldüğü, senaryo üzerindeki tüm hakların davacıya döndüğü anlaşılmıştır. Hukuki yarar ve davacı sıfatı dava şartı olup yargılamanın tüm aşamalarında bulunması aranmaktadır. Dava tarihinden önce gerçekleşen ihlal nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep etme hakkının o tarihte eser sahibi olan davacı …’e ait olduğu, ancak dava dilekçesinde talep edilen ref ve men talebi yönünden mali hakları bağış ile devralan … Cemiyeti’nin HMK 125/2 maddesi gereğince davacının yerine geçerek davacı sıfatına sahip olacağı dikkate alınarak yargılama sırasında davaya dahil edilmesi yerinde ise de, maddi tazminat yönünden dava tarihinden önce talepte bulunma ve ıslah/talep arttırma hakkının davacı …’e ait olduğu, … Cemiyeti’nin dava tarihinden önce gerçekleşen ihlal eylemi nedeniyle tazminat talep hakkı bulunmadığından mahkemece tarafların davacı sıfatı bulunup bulunmadığının değerlendirilerek karar vermesi gerekirken yazılı şekilde verilen kararın yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.

                      Davaya konu edilen sinema filminin senaryosunun davacı …’e ait olduğu, davacı tarafından senaryonun Kırgız edebiyatçı …’un … isimli kitabından yola çıkarak hazırlandığı konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık işleme eser mahiyetindeki senaryo üzerindeki mali haklarına dayanarak davacı …’ün dava açıp açamayacağının tespitinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

                      Somut olayda, davacı senaryo eseri sahibinin eserden doğan hakkını filmin yapımcısına ancak sinema gösterimleri yönünden devrettiği, senaryo eserinin bir müzik eserinde ayrı bir ticari kullanım vasıtası kılınması için herhangi bir izin verilmediğinin kabulü gerektiği, esasen davacı … tarafından … filminin senaryo yazarı olarak farklı davalılar aleyhine açtığı davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 21/10/2020 tarihli 2020/1746 Esas-2020/1757 Karar sayılı kararın temyiz incelemesi neticesinde bozulmasına ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 24/05/2022 tarihli 2020/8509 Esas- 2022/3996 Karar sayılı kararda da, davacının senaryo yazarı olarak dava açabileceğinin kabul edildiği, bahsi geçen kararın bu davada eser sahipliği yönünden emsal olarak alınabileceği kanaatine varılmış, aksi yöndeki davalılar vekilinin istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

                      İstinaf başvurusunun incelendiği tarihte, bağış sözleşmesinden karşılıklı olarak dönüldüğü anlaşılmakla, davacı … Cemiyeti’nin istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına, davacı … vekilinin istinaf başvurusunun sair sebepler incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın davacı …’ün maddi tazminat talebinin değerlendirilmesi yönünden mahkemesine gönderilmesine, davalılar vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

                      İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi E. 2025/1520 K. 2025/1618 T. 11.12.2025

                      GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

                      TALEP

                      İhtiyati tedbir talep eden vekili dilekçesinde özetle; Müvekkili …’ın uzun yıllardır ülkenin en sevilen sanatçılardan birisi olduğunu, tespit ve erişim engeli talebine konu “…” adlı eserin söz sahibi ve bestekarı olmasının yanı sıra icracı sanatçı sıfatıya FSEK kapsamında mali ve manevi hak sahibi olduğunu, müvekkili sanatçının dava konusu eser üzerinde FSEK kapsamında korunan haklarının yanı sıra söz, beste ve icrası kendisine ait “… ” isimli eserin, ismindeki özgünlük ve ayırt edicilik nedeniyle de FSEK 83 kapsamında haksız rekabete dayalı olarak ayrıca koruma altında bulunduğunu, müvekkili tanınmış sanatçıya ait 1990’lı yıllara damga vuran ve zihinlerde doğrudan müvekkili ve icrasını çağrıştıran “…” eser adının başkaca eserlerde şarkı ismi olarak kullanılmasının arz ve izah olunan FSEK 83 kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğini, haksız rekabet hükümleri kapsamında bu haksız ve hukuksuz kullanımlarının önlenmesinin gerektiğini, işbu tedbir ve erişim engeli talebine konu ” … ” adlı müzik eserine yönelik tecavüz teşkil eden iş ve eylemleri gerçekleştirilenlerin kimlik ve adreslerinin tarafınca tespitinin mümkün olmadığını, kimlik bilgileri tespit edilemeyene linkleri kullanan kişi ve hesaplar aracılığıyla müvekkiline ait ” … ” adlı eserin, hukuka aykırı olarak çeşitli internet sitelerinde dijital ortamda izinsiz şekilde umuma iletilmekte ve kamuya açık şekilde erişime sunulduğunu, söz konusu dijital ihlallerin telif hakkı ile korunan içeriklerin web sunucularına yüklenmesi , … teknolojileri veya embedding yöntemleriyle çoğaltılarak farklı olan adları üzerinden yayınlanması ve ayrıca içerik indeksleme motorları vasıtasıyla daha geniş kitlelere ulaştırılması gibi ileri düzey teknik araçlarla gerçekleştirmekte aynı zamanda suç da teşkil ettiğini, aleyhine tespit edilen karşı yanlara ait internet sitesi https uzantılı kullanımlarının Erişim Sağlayıcıları Birliğince engellenemediği bilinmekle bu haksız ve hukuksuz kullanımların önüne geçmek adına ilgili sitelere erişimin engellenmesi gerektiğini, https:…. linklerin ihlale konu linkler olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen internet adreseleri üzerinde bilişim uzmanı ve FSEK uzmanı bilirkişiler vasıtasıyla gerekli incelemenin yapılarak söz konusu site sahiplik bilgilerinin , internet sitesinin hosting şirketlerinin içerik, yer ve erişim sağlayıcıları ile alan adının kimin adına kayıtlı olduğunun , bu kayıtlarda sahte isimler ve gerçeğe aykırı ya da hayali adres ve iletişim bilgileri kullanılıp kullanılmadığının ve müvekkil eser sahibine ait “… ” adlı eserin gerek isminin gerek söz müzik ve bestelerinin kullanılıp kullanılmadığının tespiti ile teminatsız olarak linklere/sitelere erişimin engellenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

                      İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:

                      “…Somut olaya gelindiğinde; icracı sanatçının dijital haklara da sahip olup olmadığı, icracı sanatçının fonogram yapımcısı haklarına sahip olup olmadığı, tedbire konu eserin söz ve müziği üzerinde tek başına hak sahibi olup olmadığı, dijital platforma eserlerin kim tarafından yüklendiği, bu hakların kime ait olduğu gibi hususların ancak çekişmeli yargı içinde sunulacak delillere göre tartışılması gerektiğinden tedbir istemi yargılamayı gerektirdiğinden; Davacı vekilinin tedbir talebinin REDDİNE,” Şeklinde karar vermiştir.

                      İSTİNAF İSTEMİ:

                      İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf isteminde özetle;Bilirkişi raporundaki fikri mülkiyet ilkelerinden uzak yorum ve değerlendirmelerin, müvekkilinin eser sahipliği ve tespit ve tedbire konu kullanımlar yönünden hiçbir izin ya da muvafakat vermediği dikkate alındığında hukuken kabulünün mümkün olmadığını, kullanımların hiç bir yasal dayanağı bulunmadığını, rapora itiraz ettiklerini,Tedbir isteyen ve eser sahibi olduğu açık müvekkilinin haklarını korumak adına gerek icracı olarak gerek söz ve beste sahibi olarak ayrı ayrı hak sahibi olduğu esere yönelik tecavüz yönünden korunma talep edebileceğini, korunmaya yönelik tedbir kararı sonrasında varsa bir hak sahipliğinin sunulması ve tedbirin devamı açısından açacak olduğumuz davada bu hususların tartışılması gerektiğini,gerekçede icracı sanatçının fonogram yapımcısı haklarına sahip olması ifadesi ile neyin kastedildiğinin anlaşılamadığını, söz konusu hakların birbirinden farklı haklar olduğunu, Müvekkili icracı sanatçıya ait “…” adlı esere ilişkin hakların, hiçbir hak sahipliği bulunmayan üçüncü kişilerce alenen ihlal edilmekte olduğunu, eserin, spotify, apple music, youtube vb. yaygın dijital müzik mecralarında izinsiz şekilde yayınlamaya devam edildiğini,HMK 389 maddesi koşullarının oluştuğunu, FSEK’teki özel hükümlerin madde 66 ve 77’nın dikkate alınmadığını, kararının kaldırılmasına ve devam eden hak ihlali ve tecavüzlerin ivedi bir şekilde önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

                      GEREKÇE

                      Talep, delil tespiti ve ihtiyati tedbir tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı ihtiyati tedbir talep eden vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

                      İstinaf incelemesi, HMK’nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; ihtiyati tedbir talep eden, …isimli eserde söz yazarı-besteci ve icracı sanatçı olarak hak sahibi olduğunu, bununla birlikte eserin isminin özgünlüğü nedeni ile FSEK 83.md yer alan haksız rekabet hükümlerine göre koruma altında olduğunu belirterek hukuka aykırı kullanımların tespiti ile link/sitelere erişimin engellenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; … ve Msg.org.tr adreslerinden yapılan sorgulamada “…” isimli 10 eser bulunduğu, 5 eserde …’ın hak sahibi olduğu, diğer 5 eserde ise hak sahibi olarak …’ın isminin gözükmediği belirtilerek linklere ilişkin teknik inceleme yapılmış ve hak sahibi … olan eserler ile hak sahibi olarak 3.kişilerin yer aldığı eserler tek tek gösterilmiştir. Bu durumda mevcut delil durumu, … ve … kaydı ve bilirkişi raporundaki tespitlere göre yaklaşık ispat oluştuğundan; raporda belirtilen kullanımlardan ihtiyati tedbir talep eden …’a ait olduğu yönünde görüş belirtilen… isimli eserlerin yer aldığı linkler tek tek ayrıştırılmak sureti ile ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken talebin reddi yerinde görülmemiştir.İhtiyati tedbir talep eden, eser adının özgün ve ayırt edici olması nedeni ile de FSEK 83.maddesi gereğince haksız rekabet oluştuğunu ileri sürerek bu yönden de tedbir talep etmiş ise de; bilirkişi raporunda … ve … ‘nin internet sitelerinde… eser adının üçüncü kişiler adına da kayıtlı olduğunun tespit edildiği dikkate alındığında bu hususlardaki sair iddialar yönünden yaklaşık ispatın oluşmadığı, iddianın yargılamayı gerektirdiği dikkate alındığında tedbir istemin kısmen reddine karar verilmesi gerekir.Açıklanan nedenle ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

                      Leave A Reply