Giriş
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK), eser sahiplerinin mali ve manevi haklarını korumayı amaçlarken, toplumun bilgiye erişim, eğitim, kültürel gelişim ve kamu yararı gibi ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurur. Bu denge, kanunda “tahditler” (sınırlamalar) başlığı altında düzenlenmiştir. Tahditler içerisinde önemli bir yer tutan “genel menfaat mülahazası”, bireysel hakların mutlak olmadığını ve belirli durumlarda kamu yararı lehine sınırlandırılabileceğini ifade eder.
Genel Menfaat Mülahazasının Kavramsal Çerçevesi
Genel menfaat mülahazası, telif haklarının toplumun genel çıkarları doğrultusunda sınırlandırılmasını ifade eden bir ilkedir. Bu yaklaşım, fikri mülkiyet hukukunun yalnızca eser sahibini değil, aynı zamanda toplumu da koruma amacı taşıdığını gösterir.
Bu ilke çerçevesinde:
- Bilgiye erişim
- Eğitim ve öğretim faaliyetleri
- Bilimsel araştırmalar
- Kültürel gelişim ve yaygınlaşma
gibi unsurlar ön plana çıkar.
FSEK’te Tahditler ve Genel Menfaat İlişkisi
5846 sayılı Kanun’da tahditler, özellikle 30 ila 47. maddeler arasında düzenlenmiştir. Bu hükümler doğrudan “genel menfaat” ifadesini her zaman açıkça kullanmasa da, düzenlemelerin ruhu bu ilkeye dayanır.
Tahditler şu unsurları içerir:
1-Mevzuat ve İçtihatlar (m.31)
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamında genel kural, eser sahibinin mali ve manevi haklarının korunmasıdır. Ancak bazı içerikler bu korumanın dışında bırakılmıştır. Bu noktada mevzuat ve içtihatların istisna rolü önemli bir yer tutar.
Mevzuatın (kanun, yönetmelik vb.) istisna olması
FSEK’e göre; Kanunlar, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, yönetmelikler, tebliğler vb. normatif metinler eser sayılmaz. Bunun temel nedeni, bu metinlerin kamuya ait olması ve herkes tarafından serbestçe erişilip kullanılabilmesi gerekliliğidir.
Neden eser sayılmazlar?
Yaratıcılık unsuru olsa bile, kamu düzeni gereği koruma dışı bırakılırlar. Hukukun bilinebilirliği ve erişilebilirliği ilkesi gereği; kimse kanunları kullanmak için izin almak zorunda olmamalıdır ve hukuki metinler üzerinde tekel oluşturulamaz. Bu nedenle de; kanun metinleri serbestçe çoğaltılabilir, yayımlanabilir, paylaşılabilir, üzerinde telif hakkı iddia edilemez.
İçtihatların (mahkeme kararlarının) istisna olması
Mahkeme kararları da benzer şekilde değerlendirilir. Yargı kararları (özellikle yüksek mahkeme kararları) kamuya ait bilgi olarak kabul edilir. Bu kararlar da eser sayılmaz ve telif koruması dışında kalır.
Gerekçesi: Hukukun uygulanmasının anlaşılması için içtihatların erişilebilir olması gerekir. Adil yargılanma ve hukuki öngörülebilirlik ilkeleri bunu gerektirir.
Sonuç olarak; mahkeme kararları serbestçe yayımlanabilir ve içtihat derlemeleri de oluşturulabilir.
Önemli Ayrım: Ham metin vs. işlenmiş içerik
Burada kritik bir ayrım vardır.
Koruma dışı olan:
- Kanunun resmi metni
- Mahkeme kararının orijinal hali
Koruma kapsamında olabilecek:
- Açıklamalı kanun kitapları
- İçtihat analizleri
- Sistematik derlemeler (özgünlük içeriyorsa)
Örneğin; bir hukukçunun yaptığı yorum, sınıflandırma veya analiz eser olabilirken; aynı kararın sade metni eser olarak değerlendirilemeyecektir.
2-Nutuklar (m.32)
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki ve diğer resmi meclislerde, kongrelerde, mahkemelerde ve genel kamuya açık toplantılarda söylenen sözler ve nutuklar bu madde kapsamındadır.
Bu tür konuşmaların çoğaltılması, halka açık alanlarda okunması, radyo veya başka şekilde yayımlanması haber ve bilgi verme maksadıyla yapılıyorsa serbesttir. Yani haber ve bilgi amaçlı çoğaltmak, okumak veya yayımlamak için izin gerekmez.
Olayın önemi ve durumun gerekleri göz önüne alınarak; söz ve nutukların sahiplerinin isimleri belirtilmeyebilir.
Haber ve bilgi verme maksadı dışında veya maksadını aşan şekilde söz ve nutukların çoğaltılması veya yayılması eser sahibinin haklarına karşı bir ihlal oluşturacaktır.
Ne Amaçlanıyor?
Bu istisna, kamu yararı / genel menfaat gözetilerek, toplumun resmi ve kamuya açık toplantılarda yapılan konuşmalardan haberdar olabilmesini sağlamak içindir. Burada konuşma sahibinin telif hakkı tümüyle ortadan kalkmaz; sadece haber ve bilgi amaçlı yayım için izin aranmaz, diğer tüm kullanım şekilleri (ticari vs.) sahibinin haklarına tabidir.
3-Temsil Serbestisi (m.33)
Temsil Hakkı
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanun; eser sahibine eserini kamuya sunma, sahneleme veya gösterme hakkı tanınır. Bu hak “temsil hakkı” olarak adlandırılır. Örneğin: bir tiyatro oyununu sahnelemek, bir müzik eserini konser ortamında çalmak, film göstermek bu kapsamdadır.
İstisna
Yayımlanmış bir eserin tüm eğitim ve öğretim kurumlarında, yüz‑yüze eğitim ve öğretim amacıyla doğrudan veya dolaylı kâr amacı gütmeksizin temsili (yani icra, sunum, gösterim, okuma vb.) serbesttir ancak bu serbestlik için eser sahibinin ve eserin adının mutat şekilde açıklanması şarttır.
Bu hükümle kanun koyucu, eğitim‑öğretim faaliyetlerinin fikri haklara takılmaması için bir istisna getirmiştir.
Bir eser yayınlanmış ise (basılı kitap, makale, tiyatro metni, müzik vb.), eğitim kurumlarında kâr amacı gütmeden yüz‑yüze eğitim sırasında temsil edilmesi mümkündür. Örneğin bir edebiyat dersinde bir şiirin sınıfta okunması, bir müzik eserinin okul korosunda icra edilmesi veya bir tiyatro eserinin drama dersinde canlandırılması gibi.
Kullanım eğitim amacıyla yapıldığı ve ticari bir amacı olmadığı sürece eser sahibinden izin alınması gerekmez.
Yine de eser sahibinin ismi ve eserin adı mutat olduğu şekilde belirtilmelidir.
4-Eğitim ve Öğretim için Seçme ve Toplama Eserler (m.34)
Yayımlanmış müzik, ilim ve edebiyat eserlerinden ve alenileşmiş güzel sanat eserlerinden, maksadına uygun düşecek ölçüde iktibaslar yapmak suretiyle eğitim ve öğretim amacıyla seçme ve toplama eserler hazırlanması belirli şartlarla serbesttir.
Bu eserlerde kullanılabilecek alıntılar (iktibaslar), amacı açıklamak için gerekli ölçüde olmalıdır ve kanunda sayılan bazı eser türlerinde ancak içeriğin açıklanmasına yardımcı olacak şekilde kullanılabilir.
Bu serbestlik eser sahibinin meşru menfaatlerine zarar verecek şekilde veya eserin normal kullanımını engelleyecek boyutta kullanılamaz.
Yalnızca okullara özel hazırlanıp Millî Eğitim Bakanlığı tarafından onanan eğitim yayınlarında de aynı hükümler uygulanır.
Tüm bu durumlarda eser ve eser sahibinin adı mutat şekilde belirtilmek zorundadır.
Bu madde, telif hakkı sahibinin izni olmadan eğitim veya öğretim amaçlı derleme eserler (örneğin öğretim materyalleri, ders kitapları, seçilmiş şiir veya müzik parçaları derlemesi vb.) hazırlamayı belli sınırlar içinde mümkün kılar. Ancak bu kapsamda yapılan alıntı veya kullanımlar:
- Amaca orantılı ve sınırlı olmalı
- Eser sahibinin normal ekonomik çıkarlarını haksız yere zedelememeli
- Ve eser sahibinin veya eserin adı açık şekilde belirtilmelidir
Dolayısıyla madde, telif hakkı ile kamu yararı arasında bir denge kurar. Eğitim – öğretim amaçlı adil kullanım benzeri bir istisna sağlar fakat eser sahibinin haklarına zarar gelmesini engeller.
5-İktibas Serbestisi (m.35)
İşbu maddenin amacı, bilimsel, eğitsel ve kültürel gelişimi desteklemek için eserlerden sınırlı ölçüde alıntı yapılmasına izin vermektir. Yani bu madde telif hakkını tamamen kaldırmaz fakat belirli şartlarda izin almadan kullanım hakkı tanır.
Madde 35’e göre bir eserden aşağıdaki durumlarda iktibas (alıntı) yapılması hukuka uygundur:
- Alenileşmiş bir eserden bazı cümle ve fıkraların, bağımsız bir bilim veya edebiyat eserine alınması
- Yayımlanmış müzik eserlerinden tema, motif gibi parçaların başka bir eserde kullanılması
- Güzel sanat eserlerinin ve diğer eserlerin, bilimsel bir çalışmayı açıklamak amacıyla belirli ölçüde kullanılması
- Güzel sanat eserlerinin ders ve konferanslarda görsel araçlarla gösterilmesi
Bu düzenleme, telif hakkı ile bilgiye erişim arasında denge kurmayı amaçlar. Bu yönüyle de eser sahibinin haklarını tamamen ortadan kaldırmaz; sadece belirli ölçülerde sınırlar.
İktibasın Şartları
Madde 35 kapsamında bir alıntının hukuka uygun sayılabilmesi için doktrinde ve uygulamada kabul edilen bazı temel şartlar bulunmaktadır:
Eserin Alenileşmiş Olması
Alıntı yapılacak eser kamuya sunulmuş (alenileşmiş) olmalıdır. Henüz yayımlanmamış eserlerden izinsiz alıntı yapılamaz.
Amaç Unsuru
İktibasın amacı:
- Bilimsel açıklama
- Eleştiri
- İnceleme
- Eğitim
olmalıdır. Keyfi veya ticari amaçlı kullanım bu kapsamda değerlendirilmez.
Ölçülülük (Orantılılık)
Madde metninde geçen “maksadın haklı göstereceği nispet” ifadesi kritik bir kriterdir.
Bu ilke, gereğinden fazla alıntı yapılmasını engelleyerek eserin “özünü” korumayı amaçlar.
Bağımsız Eser Şartı
Alıntı yapılan eser, yeni ve bağımsız bir eser içinde kullanılmalıdır. Sadece derleme yapmak çoğu durumda yeterli değildir.
Kaynak Gösterme Zorunluluğu
Madde metni uyarınca iktibasın belli olacak şekilde yapılması zorunludur. Her türlü eserde; iktibas hususunda kullanılan eserin ve eser sahibinin adının belirtilmesi gerekmektedir.
Ayrıca özel olarak ilim eserlerinde (kitap, makale, tez vs.) iktibas hususunda kullanılan eserin hangi kısmının da kullanıldığının belirtilmesi gerekmektedir. Bu yönüyle kanun, ilim eserlerine ayrıca bir koruma da getirmiştir.
6-Gazete Münderecatı (m.36)
Bu madde, özellikle haber verme özgürlüğü ile telif hakkı arasındaki dengeyi kurmayı amaçlar. Kanunun 36. maddesi özetle şu esasları içerir:
- Günlük haber ve havadisler serbestçe iktibas edilebilir.
- Gazete ve dergilerde yayımlanan güncel konulara ilişkin yazılar (siyasi, ekonomik, sosyal içerikli) bazı şartlarla başka yayın organlarında kullanılabilir.
- Ancak bu kullanımda kaynak ve yazar adı belirtilmelidir.
Maddenin Amacı
Maddenin temel amacı üç ana başlıkta toplanabilir:
Haber Alma ve Yayma Özgürlüğünün Korunması
Toplumun güncel gelişmelerden haberdar olması demokratik bir gerekliliktir. Bu nedenle haber niteliğindeki içeriklerin serbestçe paylaşılabilmesi sağlanmıştır.
Basın Özgürlüğünün Desteklenmesi
Basın organlarının hızlı ve etkin şekilde yayın yapabilmesi için belirli ölçüde serbestlik tanınmıştır.
Telif Hakları ile Kamu Yararı Arasında Denge
Madde, eser sahibinin haklarını tamamen ortadan kaldırmaz; sadece sınırlı bir kullanım izni verir.
İktibas Serbestisinin Şartları
Madde 36 kapsamındaki serbestlik mutlak değildir. Aşağıdaki şartlara bağlıdır:
Konu Sınırlaması
Yalnızca günlük haberler ve güncel meseleler hakkında yazılan yazılar madde kapsamına girer. Sanatsal, edebi veya özgün eserler bu kapsamda değerlendirilemez.
Saklı Tutma (Reserved Rights) Durumu
Eğer makale ve fıkraların iktibas hakkının saklı tutulduğu açıkça belirtmişse; aynen kullanım mümkün olmayacak fakat basın özeti şeklinde kullanım yine mümkün olacaktır.
Kaynak Gösterme Yükümlülüğü
Her halükarda iktibas yapılırken; eserin kaynağının adı, tarih ve sayısı, makale sahiplerinin adları, müstear adları ve alametlerini belirtmek zorunludur.
Bu yükümlülük, telif hakkı ihlallerini önlemek açısından kritik öneme sahiptir.
7-Haber (m.37)
Maddeye göre; haber mahiyetinde olmak ve bilgilendirme kapsamını aşmamak kaydıyla, günlük olaylara bağlı olarak eserlerden bazı parçaların alınması ve yayınlanması serbesttir. Ancak bu kullanım, hak sahibinin menfaatlerine zarar veremez ve eserin normal kullanımına aykırı olamaz.
Bu düzenleme, toplumun bilgi edinme hakkı (kamu yararı) gereği bazı eserlerin veya içeriklerin haber verme amacıyla sınırlı şekilde kullanılabilmesine izin verilmesi anlamına gelir.
Bu düzenleme üç temel unsur içerir:
Haber Niteliği
Kullanımın mutlaka haber verme amacı taşıması gerekir. Eğlence, ticari kazanç veya farklı amaçlarla yapılan kullanım bu kapsamda değerlendirilemez.
Günlük Olaylara Bağlılık
Eserden yapılan alıntı, güncel bir olayla doğrudan bağlantılı olmalıdır. Bu şart, maddenin keyfi kullanımını engeller.
Ölçülülük ve Sınır
Kullanım; bilgilendirme amacını aşmamalı ve eserin tamamını değil gerektiği kadar kısmını içermelidir.
Genel Menfaat İlkesinin Uygulama Kriterleri
Genel menfaat mülahazasına dayalı tahditlerin uygulanabilmesi için bazı kriterler aranır:
Ölçülülük: Kullanım, gerekli olandan fazla olmamalıdır.
Amaç Sınırlaması: Kullanım yalnızca belirlenen kamu yararı amacıyla yapılmalıdır.
Eser Sahibine Zarar Vermeme: Kullanım, eserin normal ekonomik değerine zarar vermemelidir.
Kaynak Gösterme Yükümlülüğü: Eser sahibinin adı ve eser açıkça belirtilmelidir.
Bu kriterler, uluslararası telif hukuku standartlarıyla da uyumludur (örneğin üç adım testi).
Uluslararası Hukuk ile Karşılaştırma
Genel menfaat mülahazası, yalnızca Türk hukukuna özgü değildir.
- Bern Sözleşmesi
- TRIPS Anlaşması
- WIPO düzenlemeleri
gibi uluslararası metinlerde de telif haklarına getirilen sınırlamaların kamu yararı doğrultusunda yapılabileceği kabul edilmiştir.
Bu bağlamda FSEK’teki tahditler, uluslararası sistemle uyumlu bir yapı sergiler.
Yargı Kararlarında Genel Menfaat Yaklaşımı
Türk yargısı, özellikle telif ihlallerine ilişkin davalarda, genel menfaat ile eser sahibinin hakları arasında denge kurmaya çalışır. Mahkemeler genellikle:
- Kullanımın ticari olup olmadığını
- Eserin ne ölçüde kullanıldığını
- Kamu yararının gerçekten mevcut olup olmadığını
değerlendirerek karar verir.
Eleştiriler ve Güncel Tartışmalar
Genel menfaat mülahazasına dayalı tahditler zaman zaman eleştirilere konu olmaktadır:
- Dijital ortamda sınırların belirsizleşmesi
- Eğitim amaçlı kullanımın kötüye kullanılabilmesi
- Eser sahiplerinin gelir kaybı yaşaması
gibi sorunlar gündeme gelmektedir.
Özellikle internet ve sosyal medya çağında, “genel menfaat” kavramının yeniden yorumlanması gerektiği savunulmaktadır.
Sonuç
5846 sayılı Kanun’da yer alan tahditler ve bu kapsamda değerlendirilen genel menfaat mülahazası, eser sahibinin hakları ile toplumun ihtiyaçları arasında hassas bir denge kurmayı amaçlar. Bu denge, hem kültürel üretimin teşvik edilmesi hem de bilginin yaygınlaştırılması açısından büyük önem taşır. Günümüz dijital dünyasında bu ilkenin daha da kritik hale geldiği açıktır. Bu nedenle, hem mevzuatın hem de yargı uygulamalarının, değişen koşullara uygun şekilde gelişmesi gerekmektedir.
İLGİLİ YARGI KARARLARI
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/2628 K. 2021/865 T. 29.06.2021
II. UYUŞMAZLIK
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacıların hat eserlerinin dava konusu kitapta kullanımının FSEK’in 35. maddesi anlamında iktibas serbestîsi kapsamında olup olmadığı ve buradan varılacak sonuca göre davacıların aynı kanun çerçevesinde eser sahipliğinden kaynaklanan haklarının ihlal edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle FSEK’in 35. maddesinde düzenlenen iktibas serbestîsi ile ilgili hukuki kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır.
İktibas, kelime anlamı itibariyle “ödünç alma, ödünç alınan şey, (edebiyatta) alıntı” anlamına gelmekte olup bu kelimenin hukukî anlamı da kelime anlamıyla uyumludur. Zira bir eserden yapılan iktibas, bedelsiz ve iade edilmek üzere yapılmış bir alıntı olmakla iade, alınan eser sahibine yapılan atıfla olur. Atıf yapılmaması hâlinde ise yapılan alıntı intihale dönüşür. İntihal ise sözlük anlamı itibariyle aşırma, başkasına ait eseri kendisininmiş gibi gösterme, kaynak göstermeksizin başkasının eserinden parça alma anlamında olup hukuk düzenince yasaklanmıştır (Yılmaz, E.: Hukuk Sözlüğü, Ankara, 1976, s. 72; Yavuz, L./ Alıca, T./ Merdivan, F.: Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu C. I, Ankara 2013, s. 1264). Bu kapsamda iktibas; genel olarak bir eserin veya eserin bir bölümünün başka bir eser içerisinde kullanımı şeklinde tanımlanabilecek olup bu şekilde bir kullanımın Kanun’un belirttiği şartlar dahilinde serbest olması ise iktibas serbestîsi olarak ifade edilebilir (Öncü, Ö.: Fikir ve Sanat Eserleri Hukukunda İktibas Serbestisi ve Sınırları, Ankara 2010, s.22).
Ülkemizin de taraf olduğu Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi’nin (Bern Sözleşmesi) 10. maddesi iktibas serbestîsi hususunda; “(1) Hukuken topluma sunumu gerçekleştirilmiş bir eserden, mutad uygulamaya uygun bulunmak ve amacın haklı göstereceği ölçüyü aşmamak kaydıyla, basın özetleri şeklinde dergilerden ve gazete makalelerinden yapılan alıntıları da içeren kısa alıntılar yapılmasına izin verilebilecektir. (2) Eğitim amaçlı olarak yayımlarda, yayınlarda veya ses ya da görüntü kayıtlarında resimlendirme yoluyla edebiyat ve sanat eserlerinden yararlanılmasına bu tür kullanımların adil uygulamaya uygun olması şartıyla ve amacın haklı gösterdiği ölçüde izin verilmesi, Birlik ülkelerinin mevzuatı ve taraflar arasında mevcut veya akdedilecek özel anlaşmalar ile düzenlenecektir. (3) Bu maddenin önceki paragraflarına uygun olarak eserlerden yararlanılması halinde, mevcut olduğu takdirde eser sahibinin adından ve eserin kaynağından söz edilmesi gerekir.” düzenlemesini içermekte olup anılan sözleşme, eser sahibinin haklarına getirilebilecek istisnalar ve sınırlamaların bir bölümünü belirlemek yanında, bunların taşıması gereken asgari şartları belirlemiş olması nedeniyle önem arz etmektedir. Bu bağlamda Bern Sözleşmesi, telif hakları konusunda ülkemizin iç düzenlemelerine etkisi bakımından dikkate alınmalıdır (Yavuz/Alıca/Merdivan, s. 38, 39).
İktibas serbestîsi, bilimsel ve kültürel alanda ilerlemenin ve bu çerçevede yeni eserlerin ortaya çıkabilmesi açısından elzem bir kavram olup bu husus FSEK’in 35. maddesinde; “Bir eserden aşağıdaki hallerde iktibas yapılması caizdir:
1. Alenileşmiş bir eserin bazı cümle ve fıkralarının müstakil bir ilim ve edebiyat eserine alınması;
2. Yayımlanmış bir bestenin en çok tema, motif, pasaj ve fikir nevinden parçalarının müstakil bir musiki eserine alınması;
3. Alenileşmiş güzel sanat eserlerinin ve yayımlanmış diğer eserlerin, maksadın haklı göstereceği bir nispet dahilinde ve münderacatını aydınlatmak maksadiyle bir ilim eserine konulması;
4. Alenileşmiş güzel sanat eserlerinin ilmi konferans veya derslerde, konuyu aydınlatmak için projeksiyon ve buna benzer vasıtalarla gösterilmesi.
İktibasın belli olacak şekilde yapılması lazımdır. İlim eserlerinde, iktibas hususunda kullanılan eserin ve eser sahibinin adından başka bu kısmın alındığı yer belirtilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre anılan maddede belirtilen şartlar dâhilinde yapılan iktibas, kendisinden iktibas yapılan eserin sahiplerinin haklarına halel getirmez. Başka bir anlatımla FSEK’in 35. maddesinde belirlenen koşullara uyulmadan yapılacak iktibas, kendisinden iktibas yapılan eser sahiplerinin Kanun’dan kaynaklanan haklarının ihlali niteliğinde olup bu şekilde yapılan bir alıntı, intihal sonucunu doğuracaktır.
Bu aşamada uyuşmazlığın niteliği itibariyle, FSEK’in 35. maddesinin birinci fıkrasının 3. bendinde (FSEK m. 35/1-b.3) düzenlenen bilimsel eserlere yapılacak iktibasın şartlarının belirlenmesi gerekmektedir. FSEK’in 35/1-b.3 maddesi uyarınca alenileşmiş güzel sanat eserlerinin ve yayımlanmış diğer eserlerin, maksadın haklı göstereceği bir nispet dâhilinde ve münderacatını aydınlatmak maksadıyla bir ilim eserine/bilimsel esere iktibasının geçerli olduğu düzenlenmiştir. Buradan hareketle anılan düzenleme gereği bilimsel (ilmî) bir esere yapılacak iktibasın koşulları;
a) Kendisinden iktibas yapılacak eserin, güzel sanat eseri bakımından alenileşmiş, diğer eserler bakımından yayımlanmış olması,
b) Kendisine iktibas yapılacak eserin bilimsel (ilmi) eser niteliğini haiz olması,
c) Kendisine iktibas yapılacak eserin müstakil/bağımsız bir eser olması,
d) İktibasın, kendisine iktibas yapılan bilimsel (ilmi) eserin içeriğini aydınlatma amacını taşıması,
e) İktibasın maksadını haklı gösterecek oranda yapılması,
f) İktibasın belli olacak şekilde yapılması şeklinde sıralanabilir.
Bu itibarla FSEK’in 35/1-b.3 maddesi anlamında iktibas serbestîsinin söz konusu olabilmesi için ilk olarak kendisinden iktibas yapılan eserin güzel sanat eserleri bakımından alenileşmiş, diğer eserler bakımından ise yayımlanmış olması gerekmektedir. Bu bağlamda alenileşme, FSEK’in 7/1. maddesinde; “Hak sahibinin rızasiyle umuma arzedilen bir eser alenileşmiş sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. Alenileşme eserin hak sahibinin rızasıyla herhangi bir şekilde umuma arz edilmesi ile gerçekleşebilecek olup burada önem arz eden husus; eser içeriğinin umum tarafından herhangi bir şekilde duyularla algılanabilme hususunda imkân sahibi olunmasıdır. Sadece bu imkânın varlığı alenileşme bakımından yeterli olup burada eserin umum tarafından fiilen algılanmış olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Ayrıca alenileşme bakımından umuma arz faaliyetinin genişliğinin yahut süresinin de bir önemi yoktur. Bunun yanında alenileşme için aranan diğer bir unsur da, sahibinin rızası olup bu rızanın bulunmaması halinde umuma arz, hak sahibi aleyhine sonuç doğurmaz. İznin bir defa verilip sonra geri alınması ise eserin alenileşme olgusunu ortadan kaldırmamaktadır (Öncü, s. 143 vd.). Kendisinden iktibas yapılacak güzel sanat eserleri dışındaki eserler bakımından ise yayımlanmış olma koşulu mevcut olup FSEK’in 7/2. maddesinde; bir eserin aslından çoğaltma ile elde edilen nüshaları hak sahibinin rızasıyla satışa çıkarılma veya dağıtılma yahut diğer bir şekilde ticaret mevkiine konulma suretiyle umuma arz edilirse o eserin yayımlanmış sayılacağı düzenlenmiştir.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 35/1-b.3 maddesi anlamında iktibas serbestîsinin ikinci koşulu, kendisine iktibas yapılacak eserin bilimsel (ilmî) eser niteliğini haiz olmasıdır. Bu kapsamda bilimsel eserin tanımına yönelik FSEK’de herhangi bir açıklık bulunmamakta olup Kanun’un “İlim ve edebiyat eserleri” başlıklı 2. maddesinde örnek kabilinden eserler sayılmıştır. Bilimsel eser; bir konuda belirli bir yönteme uygun olarak sistematik araştırma ve elde edilen bilgiyi inceleyen eser olarak anlaşılabilir (Yavuz/Alıca/Merdivan, s. 1274). Bilimsel eserlerde eser sahibinin doğrudan kendisine ait araştırmaların, araştırma sonuçları ile bunlar üzerindeki düşüncelerin açıklanabileceği gibi incelenen konudaki düşüncelerin ve araştırmaların düzeyi hakkında da açıklamalarda bulunulabilir. Ayrıca bir eserin bilimsel niteliğinin belirlenmesinde, eserin konusu ve açıklama şekli dikkate alınabilecek ise de; hangi hususların bilimsel eser konusu olabileceği hakkında sınırlama yapılamaz. Bilimsel eser niteliğinin belirlenmesinde kullanılan metodun da bir önemi bulunmadığı gibi elde edilen bilgiler yahut ileri sürülen bilgilerin çürütülemez olması da önemli değildir. Burada önemli olan bilimsel eserlerin, hitap ettiği kitlenin duyguları veya estetik beklentileri yerine onların zihinlerine, akıllarına hitap etmesidir. Hemen belirtilmelidir ki; bazı bilimsel eserler estetik etkiler de uyandırabilmekle beraber bu tür eserlerdeki estetik etki, bilimsel etkinin yanında ikinci planda kalmak kaydıyla, anılan eserin bilimsel eser niteliğine halel getirmez (Öncü, s. 179 vd ). Bu aşamada ayrıca belirtilmelidir ki; FSEK’in 35/1-b.3 maddesinde yer alan iktibas serbestîsinin uygulanmasında, iktibas edilen eserlerin bilimsel eser olması zorunlu değildir. Bilimsel (ilmî) eser olma koşulu, ancak kendisine iktibas yapılacak eser için varlığı aranan bir koşuldur (Öncü, s. 181, Yavuz/Alıca/Medivan, s. 1275). Öte yandan bir bilimsel eser; uzmanlık alanı içerisindeki bilim insanları yanında diğer halk kesimlerine de yönelen ve herkesin anlayabileceği şekilde bilgileri aktaran niteliklere de sahip olabilir. Bu türden eserlerde, araştırma sonuçlarını paylaşmak yerine herkes tarafından anlaşılabilecek şekilde bilimsel bilgilerin öğrenilmesi amaçlanır. Bu kapsamda anılan türdeki eserlerin de, bilimsel nitelik için gereken sistematik bir araştırma sonucunda oluşturulup bilgilendirici nitelikleri haiz olması koşuluyla FSEK’in 35/1-b.3 maddesi kapsamında bilimsel (ilmî) eser olarak kabulü mümkündür. Burada önem arz eden husus; eserin yöneldiği amaç olup bu tür eserlerin bilimsel gerekliliklere sahip olup olmadığının belirlenmesi, bilimsel eser niteliğinin belirlenmesi bakımından gereklidir (Öncü, s. 183 vd.). Ayrıca eğitim ve öğretim amacı dışında hazırlanan derleme eser, bilimsel eser olarak nitelenmedikçe, FSEK’in 35/1-b.3 maddesi anlamında iktibas serbestîsinden yararlanması mümkün değildir.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 35/1-b.3 maddesi anlamında iktibas serbestîsinin bir sonraki koşulu ise, kendisine iktibas yapılan eserin müstakil/bağımsız bir eser niteliğine sahip olmasıdır. Kendisine iktibas yapılan eserin müstakil/bağımsız bir eser niteliğinde olması, anılan eserin yapılan iktibaslara rağmen kendisinden iktibas yapılan eserlere göre bağımsızlığını koruması olarak ifade edilebilir. Eş söyleyişle bir eserin, sahibinin hususiyetini taşımak yerine kendisinden iktibas yapılan eserlerin hususiyetini ağırlıklı olarak yansıtması durumunda, bağımsız/müstakil bir eser olarak kabulü mümkün değildir. Bu kapsamda bir eserin bağımsızlığı, yapılan iktibasın miktarı kadar niteliğine de bağlı olup yapılan iktibasın önceki eserin hususiyetini taşıyan tüm bölümlerini kapsaması hâlinde sonraki eserin bağımsız/müstakil bir eser olduğundan bahsedilemez (Yavuz/Alıca/Merdivan, s. 1268, 1269).
İktibasın, kendisine iktibas yapılacak bilimsel eserin içeriğini aydınlatma amacı taşıması, FSEK’in 35/1-b.3 maddesi kapsamında gerekli olan bir diğer koşuldur. Aynı zamanda kendisine iktibas yapılan eserin bağımsız/müstakil bir eser niteliği taşıması gerektiği de nazara alındığında, bu nitelikteki bir esere yapılacak iktibasın, eserin içeriğini aydınlatma amacıyla yapılmış olması gerekir. Bu kapsamda iktibas yapılan eser içeriğinin desteklenmesi, eleştirilmesi, iktibas edilen eserdeki bilgileri olumlu ya da olumsuz anlamda ispatlama aracı olarak kullanılması, kendisine iktibas yapılan eserlerin iyi anlaşılabilmesi bağlamında yardımcı araç olarak kullanılması veya kendisine iktibas yapılan eserdeki açıklamalara örnek teşkil etmesi gibi durumların içeriği aydınlatma amacı kapsamında olduğu kabul edilebilir. Hemen belirtilmelidir ki; bilimsel bir esere, güzel sanat eserlerinden yapılan iktibasın, bilimsel eserdeki açıklamaların anlaşılması bağlamında yardımcı araç olarak kullanılması gerekmekte olup kendisine iktibas yapılan bilimsel eserin görünümünün güzelleştirilmesi için estetik kaygılarla donatılması amacıyla yapılması, iktibas serbestîsi kapsamı dışındadır (Öncü, s. 188 vd.).
Kendisine iktibas yapılan bilimsel eserin içeriğini aydınlatma amacıyla yapılan iktibasın, amacı haklı gösterecek oranda yapılması gerekmektedir. Bu koşul aynı zamanda kendisine iktibas yapılan eserin bağımsızlık niteliğine de etki edebilecek mahiyette olup bu oranın aşılması durumunda iktibasın tamamı geçersiz olacaktır. Bu kapsamda yapılan iktibasın, kendisine iktibas yapılan içeriği aydınlatma amacını gerçekleştirmek için gereken oranda yapılması zorunludur. Bu oran bakımından Kanun’da herhangi sınırlandırma bulunmamakla beraber her somut olayın koşulları nazara alınarak değerlendirme yapılması uygun olur. Zira kendisine iktibas yapılan bilimsel eser, bağımsızlığını koruduğu ve iktibasların amacın gerektirdiği oranı aşmadığı müddetçe yapılabilecek iktibaslarda herhangi bir sınırlandırma söz konusu değildir.
Son olarak FSEK’in 35/1-b.3 maddesi anlamında iktibas serbestîsine ilişkin olarak şekli koşul ise; iktibasın belli olacak şekilde yapılmasıdır. Buradan anlaşılması gereken FSEK’in 35/2. maddesinde; “İktibasın belli olacak şekilde yapılması lazımdır. İlim eserlerinde, iktibas hususunda kullanılan eserin ve eser sahibinin adından başka bu kısmın alındığı yer belirtilir.” şeklinde ifade edilmiştir. Anılan düzenlemenin birinci cümlesinin kapsamı bakımından kendisine iktibas yapılan eserin türünün önemi bulunmamakta olup herhangi bir eserden iktibas yapılması durumunda bu eserden iktibası yapıldığının anlaşılması gerekli ve yeterlidir. İktibasın belli olması, iktibas yapılan eserden başka aktarılan kısmın da yeterli oranda açık olmasını gerektirir. Ayrıca bunun yanında kendisinden iktibas yapılan eserin kime ait olduğu yeni eserde de gösterilmelidir. Bunlar yanında bilimsel eserlere yapılacak iktibasta eser ve eser sahibinin isminin yanında iktibas edilen kısmın alındığı yerin de kaynak olarak gösterilmesi gerekmektedir. Ancak burada üzerinde önemle durulması gereken husus ise; güzel sanat eserlerinin bilimsel eserlere iktibasında kaynak göstermenin nasıl yapılacağıdır. Bu kapsamda, bir güzel sanat eserinin bilimsel esere iktibasında, iktibas edilen güzel sanat eser sahibinin adının veya müstear adının gösterilmesi yeterlidir (Yavuz/Alıca/Merdivan, s. 1269, 1270). Sonuç itibariyle kaynak gösterme, kendisine iktibas yapılan eserde iktibasın hangi eser sahibine ve esere ait olduğunu açıkça gösterecek şekilde yapılması gerekir. Bu sayede özel çaba gerektirmeksizin, iktibas edilen eserin sahibinin tanınarak yapılan iktibasın doğruluğu kontrol edilebilecektir (Öncü, s. 360 vd.).
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacılara ait hat eserlerinin FSEK’in 4. maddesi kapsamında güzel sanat eseri niteliğinde olduğu, davacılara ait hat eserlerinin 05.06.2010 tarihinde gerçekleştirilen “Uluslararası Kadın Hattatlar Sempozyumu ve İcazet Töreni” kapsamında 20.06.2010 tarihine kadar sergilendiği, sempozyum sonrasında anılan eserlerin ve eser sahibi davacıların biyografilerinin davalı tarafından hazırlanan “Dünden Bugüne Hanım Hattatlar” isimli dava konusu kitapta kullanıldığı, davalı tarafından hazırlanan kitabın bağımsız nitelikli derleme eser niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Davacılara ait güzel sanat eserlerinin davalıya ait kitapta kullanımının, FSEK’in 35/1-b.3 maddesi anlamında iktibas serbestîsi kapsamında olup olmadığının tespiti için öncelikle dava konusu kitabın bilimsel eser niteliğinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekir. Bu bağlamda dava konusu kitap üzerinde yapılan incelemede; dava konusu kitap, ülkemizdeki ve dünyadaki kadın hat sanatçılarının hayat hikâyeleri ile eser örnekleri derlenerek hazırlanmış olup kitapta yedinci yüzyıldan itibaren günümüze kadar uzanan tarihsel süreç içerisinde ve kronolojik sırayla hat sanatına katkı sağlayan kadın hat sanatçılarının eser örnekleriyle hat sanatına yapmış oldukları katkıların açıklandığı, erken tarihsel dönemde tespit edilebilen kadın hat sanatçılarla ilgili bilgiler verilmekle beraber bu sanatçıların tespiti için bir takım araştırma sonuçlarının paylaşıldığı, farklı medeniyet ve kültürlerdeki kadın hat sanatçıları ile eserlerinin de kitap içeriğine eklendiği, geçmiş dönemde yaşayan kadın hat sanatçılarının yaşam şartları metodolojik bir şekilde araştırılarak bu şartların hat sanatına olan etkileri hakkında bilgilerin verildiği, gizli kaldığı düşünülen bir kısım kadın hat sanatçılarının tespiti için yazılı kaynak taraması veya mezar taşlarının incelenerek kitaba eklenmesi gibi bir takım araştırma yöntemlerinin kullanıldığı, bu kapsamda araştırmalar yapılarak yararlanılan kaynakların kitap sonunda belirtildiği, geçmiş tarihlerdeki kadın hat sanatçıları hakkındaki bilgilerden sonra ise günümüzde yaşayan kadın hat sanatçıları ve eserleri hakkında aynı yöntemlerle bilgiler verildiği, bu kapsamda içinde davacıların da yer aldığı kadın hat sanatçılarının eserlerinin ve biyografilerinin kullanıldığı, kitapta verilen tüm bilgilerin Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki dilde kaleme alındığı belirlenmiştir. Buradan hareketle, kadın hat sanatçıların tanıtılması için kitapta yer alan bilgi ve kullanılan eserlerin belirli bir sistematik içerisinde bir araya getirilmesi, sanatçılar ve eserler hakkında bir takım araştırmaların ürünü olan bilgilerin aydınlatıcı olarak kaleme alınması, davacıların eserlerinin de içinde bulunduğu hat eserlerinin estetik kaygılardan ziyade hat sanatı ve kadın hat sanatçıları hakkında bilgi verme amacıyla kullanılması, her ne kadar güzel sanat eserlerinin kullanımının dava konusu kitaba estetik etki kattığı da söylenebilecek ise de bu durumun, kitaptaki bilimsel etki yanında ikinci planda kalması, kitabın herkes yönünden bilgi aktarma amacıyla bilimsel nitelik için gereken belirli bir sistematik içerisinde hazırlanmış olması nazara alındığında, dava konusu kitabın, FSEK’in 35/1-b.3 maddesinin uygulanması için gerekli olan bilimsel (ilmî) ve hat sanatı alanından bilimsel bir kaynak olarak kullanım niteliği haiz bir eser olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Dava konusu kitapta kullanılan davacılara ait hat eserleri, eser sahibi olan davacıların rızasıyla 05.06.2010 tarihlinde gerçekleştirilen “Uluslararası Kadın Hattatlar Sempozyumu ve İcazet Töreni”nde 20.06.2010 tarihine kadar sergilenmişlerdir. Dolayısıyla davacılara ait bu eserler, ilgililerce görülmek üzere on beş gün süresince umuma arz edilmiş olup bu şekilde gerçekleştirilen umuma arzın davacıların rızasını içerdiği de uyuşmazlık konusu değildir. Dolayısıyla davacılara ait hat eserlerinin görülebilme imkânı yapılan etkinlik süresince devam etmiş olup bu suretle davacılara ait olan ve dava konusu kitapta kullanılan hat eserlerinin alenileştiği kabul edilebilir.
Belirtilen hususlara ek olarak dava konusu kitabın bağımsız/müstakil bir eser niteliğinde olduğu uyuşmazlık dışıdır. Zira dava konusu kitap davacılara ait eserlerden ve biyografilerden ibaret olmayıp kadın hat sanatçıları hakkında bilgi verme şeklinde bir özelliğe sahiptir. Ayrıca dava konusu kitabın geçmişten günümüze yaşamış ve yaşayan kadın hat sanatçıları hakkında bilgi verme amacı kapsamında davacılara ait hat eserlerini iktibasının, kendisine iktibas yapılan dava konusu bilimsel eserin içeriğini aydınlatma amacıyla yapıldığı kabul edilebilir. Zira dava konusu kitabın amacı; geçmişten günümüze hat sanatındaki kadın sanatçılar hakkında ve bu sanatçıların hat sanatına yapmış oldukları katkılar/eserler hakkında bilgi vermektir. Bu kapsamda günümüzdeki kadın hat sanatçıları olarak haklarında birtakım bilgiler verilen davacıların hat eserlerinin iktibası, dava konusu kitabın bilimsel içeriğinin aydınlatılması amacına yönelik olup alınan eserler ve bilgiler, dava konusu kitaptaki bilgilerin anlaşılmasında yardımcı araç olarak kullanılmıştır.
Davacılara ait eserlerin dava konusu kitapta kullanım oranı da iktibas serbestîsi kapsamında dikkate alınması gereken hususlardan biri olup iktibasın dava konusu kitabın amacını haklı gösterecek oranda yapılmış olması zorunludur. Bu kapsamda dava konusu kitapta davacı …’ın üç adet, davacı …’in üç adet, davacı …’ın beş adet, davacı …’ın iki adet, davacı …’in iki adet ve davacı …’nın iki adet eseri iktibas edilmiş, diğer davacıların ise birer adet eseri kullanılmıştır. Bu çerçevede, dava konusu kitaba alınan eserlerin bulundukları yer, kullanım şekli, kitap içeriğinde kullanılma oranı nazara alındığında, davalı tarafından yapılan iktibasın, dava konusu kitabın bağımsız bilimsel eser niteliğini etkiler ve kitabın amacını aşar bir oranda yapıldığı söylenemez. Zira davacılara ait eserler aslî unsur olarak değil, kitabın amacına uygun şekilde yardımcı unsur olarak iktibas edilmiştir. Kaldı ki somut olayda, tüm davacılar bakımından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 57. maddesi anlamında ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusudur. Bu sebeple aynı Kanun’un 58. maddesi uyarınca ihtiyari dava arkadaşlığında, davaların birbirinden bağımsızlığı göz önüne alınarak eldeki davada davacı sayısı kadar dava mevcut olup her bir davacı bakımından ayrı ayrı değerlendirme yapılmalıdır. Bu açıdan bakıldığında da dava konusu kitapta kullanılan hat eserlerinin sayısı ve niteliği ile kullanım şeklinin, FSEK’in 35/1-b.3 maddesi anlamında dava konusu kitabın amacını haklı gösterecek oranda ve dürüstlük kuralının haklı göstereceği ölçüde olduğu anlaşılmaktadır.
Davacılara ait hat eserlerinin dava konusu kitapta kullanımı, iktibası belli eder niteliktedir. Zira dava konusu kitap içeriğinde davacılara ait hat eserlerinin yanında eser sahibi olan davacıların hat sanatına ait genel nitelikli Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki dilde biyografilerine yer verildiği gibi kitaba eklenen her hat eserinin altına eserin niteliği ve yine eser sahibine aidiyetine ait bilgiler iki dilde ve açık bir şekilde eklenmiştir. Bu kapsamda davacıların hat eserlerinin dava konusu kitaba iktibası anlaşılacak düzeydedir. Ayrıca davacılara ait hat eserlerinin güzel sanat eseri niteliğinde olmaları göz önüne alındığında; bu nitelikteki eserlerin iktibasında eser sahibi olan davacıların adlarının gösterilmesi, iktibasın belli olması gerektiğine dair koşul bakımından yeterli olup bu kapsamda anılan eserlerin sergilendiği sempozyumun belirtilmesi gerekmez.
O hâlde; davacılara ait hat eserlerinin davalıya ait “Dünden Bugüne Hanım Hattatlar” isimli kitapta kullanımın, FSEK’in 35/1-b.3 maddesi gereğince iktibas serbestîsi kapsamında bir kullanım olduğu benimsenerek bu kullanımın davacıların FSEK uyarınca sahip oldukları eser sahipliğinden kaynaklanan haklarını ihlal eder nitelikte olmadığının kabulü gerekir.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; davalı tarafından dava konusu kitaba konulan davacılara ait eserlerin bir işlenme yahut derleme faaliyetinin sonucu olmayıp bizzat davacılardan elde edilen eserlerin kitaba alındığı, davacılara ait eserlerin sergiden elde edilen verilerle işlenmiş ve derlenmiş olmayıp davacıların hocasının e-mail adresine gönderildiği ve bu suretle elde edilerek dava konusu kitaba konulduğu, bu durumun davalı tarafın kabulünde olduğu, eserlerin davacılar tarafından gönderilmesinin yapılmak istenen bir anlaşmaya dayalı ve birlikte eser oluşturma amaçlı olmasına rağmen FSEK’in 52/1. maddesi kapsamında geçerli şekilde yapılmış yazılı bir anlaşma olmaksızın davacılara ait eserlerin kullanıldığı, davacılara ait eserlerin kitapta yer alış şeklinin kadın hattatların tanıtılması amacından öteye geçmediği, kadın hattatları tanıtan bir kitapta asıl öznenin sanatçıların kendileri olmaları gerekirken sanatçıların eserlerinin öne çıkmasının kitap ismine uygun plan dâhilinde derleme yapılmadığını ve davacılar yönünden FSEK’in 35. maddesinde düzenlenen iktibas serbestîsi sınırlarını aşar nitelikte olduğunu gösterdiği, bu bakımdan davacıların eserleri yönünden Kanun’a uygun bir derleme eserin bulunmadığı, davalı tarafça davacılara ait eserlerin geçerli bir anlaşmaya dayalı olmaksızın izinsiz olarak kullanıldığı, bu kullanımın iktibas serbestîsi kapsamında olmadığı, davacıların FSEK hükümlerinin sağladığı korumalardan yararlanması gerektiği kanaatiyle direnme kararının uygun bulunarak hükme ve tazminat miktarlarına ilişkin temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de; bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
Hâl böyle olunca; mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Aynı Kanun’un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 29.06.2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) hükümlerine göre; işlenme eser; diğer bir eserden istifade suretiyle vücuda getirilip de bu esere nispetle müstakil olmayan ve işleyenin hususiyetini taşıyan fikir ve sanat mahsullerini (1-B/1-c), derleme eser ise özgün eser üzerindeki haklar saklı kalmak kaydıyla, ansiklopediler ve antolojiler gibi muhtevası seçme ve düzenlemelerden oluşan ve bir düşünce yaratıcılığı sonucu olan eseri, (1-B/1-d) ifade eder.
Diğer bir eserden istifade suretiyle vücuda getirilip de bu esere nispetle müstakil olmayan ve fikir ve sanat mahsulleri işlenme olup (6/1) Belli bir maksada göre ve hususi bir plan dahilinde seçme ve toplama eserler tertibi (6/1 bent 7) bu kapsamdadır.
Alenileşmiş güzel sanat eserlerinin ve yayımlanmış diğer eserlerin, maksadın haklı göstereceği bir nispet dahilinde ve münderacatını aydınlatmak maksadiyle bir ilim eserine konulması iktibas serbestisi kapsamındadır. (35/1 bent 3)
Fikir ve sanat eserleri üzerinde sahiplerinin mali ve manevi menfaatleri bu kanun dairesinde himaye görür (13/1).
Eser sahibine tanınan hak ve salahiyetler eserin bütününe ve parçalarına şamildir (13/2).
Mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır (52/1).
Eser sahibi veya mirasçıları kendilerine kanunen tanınan mali hakları süre, yer ve muhteva itibariyle mahdut veya gayrimahdut, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebilirler (48/1).
Mali bir hakkı yahut kullanma ruhsatını devre salahiyetli olmayan kimseden iktisap eden, hüsnüniyet sahibi olsa bile himaye görmez (54/1).
Yukarıda sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davalının kitabına koyduğu davacıların eserleri bir işlenme ve derleme faaliyetinin sonucu olarak kitaba konulmuş olmayıp bizzat davacılardan elde edilen eserler kitaba alınmıştır. Bu eserlerin bir sergide yer aldığı ve alenileştiği ileri sürülmüş ise de davacılara ait eserler bu sergiden elde edilen verilerle işlenmiş ve derlenmiş olmayıp davacıların Hocasının e-mail adresine bu eserlerin gönderildiği ve bu şekilde elde edilerek kitaba konulduğu davalı tarafça kabul edilmiştir.
Eserlerin bizzat davacılar tarafından gönderilmesi yapılmak istenen bir anlaşmaya dayalı ve birlikte eser oluşturma amaçlı olarak bu eserlerin gönderildiği ancak 52/1. madde kapsamında geçerli bir şekilde yapılmış yazılı anlaşma olmaksızın izinsiz olarak bu eserlerin kullanıldığı sonucunu ortaya koymaktadır.
Kaldı ki; kitapta davacıların eserlerinin yer alış şekli kitabın ismine uygun biçimde davacı kadın hattatların tanıtılması amacından öteye geçmiştir. Kadın hattatları tanıtan bir kitapta asıl özne sanatçıların kendisi olması gerekirken, sanatçıların eserlerinin öne çıkmış olması kitabın ismine uygun özel bir plan dahilinde derleme yapılmadığı ve davacılar yönünden 35. maddedeki iktibas serbestisi sınırlarının da aşıldığını göstermektedir. Bu yönüyle değerlendirildiğinde davacıların eserleri yönünden Kanuna uygun bir derleme eser bulunduğu sonucuna da varılamaz.
Belirtilen nedenlerle davalı tarafından davacılara ait eserlerin geçerli bir anlaşmaya dayalı olmaksızın izinsiz kullanıldığı ve bu kullanımın iktibas serbestisi sınırları içinde kitapta yer almadığı toplanan delillerle açıkça anlaşılmıştır.
Davacıların eserlerinin davalı tarafından hazırlanan eserde izinsiz kullanıldığı ve davacıların, 5846 sayılı FSEK hükümlerinin sağladığı korumalardan yararlanması gerektiği yönündeki mahkeme kararı dosya kapsamındaki delillere uygun olduğu için mahkemenin önceki kararında direnmesi uygun bulunarak buna göre hükme ve tazminat miktarlarına ilişkin temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan, hükmün Özel Daire kararında belirtilen nedenlerle bozulması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

